bodrumlu.com

Bodrum Tanıtım Sitesi

IASOS

İasos Karya ve yöresinin en eski şehirlerinden biri olan İassos bugün Güllük körfezinin kuzey kıyısındaki Kıyıkışlacık (Kurin) köyüdür.İasos Karya ve yöresinin en eski şehirlerinden biri olan İassos bugün Güllük körfezinin kuzey kıyısındaki Kıyıkışlacık (Kurin) köyüdür.

Iassus'a arabayla, İzmir'e giden anayoldan sapılır ve Karakuyu köyünün içinden geçilerek varılır.

Diğer bir yol da, öğlen, sakin Güllük limanında yenilen balıklardan sonra, ucuz bir tekne kiralanarak, yarım saatlik bir yolculukla Güllük Körfezi karşısındaki Iassus harabelerine ulaşmaktır. Tarihçiler, Argos'lu Peleponezliler'I, M.Ö.9. yüzyılda iassus'u buldukları için, şanslı görürler. Buraya daha sonra İonyalılar yerleşmişler, sonra da şehir Delya Konfederasyonu üyesi olmuştur. ispartalılar iassus'luları kovdular, sonra da şehri Perslere (eski İran) verdiler. Kral Mozolus hükümdarlığı sırasında burayı denetimi altına aldı ve şehir tuzlu balık endüstrisiyle zenginleşti.

Iassus'un ne kadar büyük olduğunu bilemiyoruz, çünkü Kıyıkışlacık köyü şu anda onun bir kısmının üstünde kuruludur. Ancak vergi kayıtlarının gösterdiğine göre, bir çok yüzyıl önemli ve zengin bir şehir olmuş. Bilinmeyen nedenlerle düşüş göstermiş ve Roma İmparatorluğu zamanında da sınır gümrük istasyonu olarak işlevini sürdürmüş.

İtalyan gruplar iassus'ta geniş çapta kazılar yaparak, tarihinin pek çok yönünü ortaya çıkardılar. Bu hoş ağaçlık mekânın en göze çarpıcı yanı, Kral Mozolus'un yaptırdığı düşünülen, şehrin bir kısmının etrafındaki, iki kilometre uzunluğundaki duvardır. İyi korunmuş bir mozole yeniden 960 cm. yüksekliğinde inşa edilmiştir ve bugün çevredeki buluntular burada saklanmaktadır. Bunlardan başka yer altından çıkarılanlar; bir tiyatro, bir Bizans kalesi ve duvarları boyalı, yerleri mozaik bir Roma evidir. Tepenin doruğundaki bir kalenin ise Rodos Şövalyelerinden kaldığı sanılmaktadır.

Bu ilginç yöreye yapılan bir turdan sonra, sakin ve garip bir köy olan Kıyıkışlacık'ta öğleden sonra denize girmek veya tenhada güneş banyosu yapmak ve belki de deniz kenarındaki restoranlardan birinde bir akşam yemeği yemek mükemmel olur.

İassos,kıyıya çok yakın,kayalık küçük bir ada ile bu adanın karşısındaki alanda kurulmuştur.Adanın çevresi 2,5 km,yüksekliği 70 m dir.Zamanla ada,karayla birleşerek yarım ada halini almıştır.

İassos’un Yunanistandan gelen göçmenler tarafından kurulduğu ve yörede bulunan sikkelerde,sakallı bir kişinin başı üzerinde “kurucu İassos”diye yazdığı bilinmektedir.

Bu nedenle şehrin adının bu kişiden geldiği düşünülmektedir.

Şehir hakkında,araştırma kitaplarında M.Ö.V.yy a kadar hiçbir bilgi yoktur.Bu yy da İassos,Perslerin Sart Satrapı Amorges’in eline geçmiş ve Pars savaşları sırasında Atina’ya karşı koymuştur.Bu yüzdendi ki;M.Ö.412 yılında Isparta ve birlikçileri tarafından egemenlik altına alınmıştır.Daha sonraları 403’te Isparta ile anlaşma yapan İassos tekrar yağmalanmıştır.

M.Ö.386 yılında yapılan kral barışı ile Perslere geçtiğini bildiğimiz şehir,İskender’in saldırısından sonra da çoğrafi yeri nedeniyle generalinin hücumuna uğramış.M.Ö.313 yılında Ptolemis tarafından egemenliğine son verilmiştir.

İassos sırasıyla Selevkilerin,Alinda beyi Olympikhos’un,M.Ö201’deMekodonya kralı V.Philip’in,III.Antiohos’un,M.Ö219 yılında ise Romalıların Asya eyaletini kurmasıyla Roma’nın eline geçmiş,İmparatorluğun 3.derece şehrinden biri olmuştur.Ancak kesin olarak bilinen o ki,İassos hiç birinin egemenliğinde uzun süre kalmamıştır.Şehrin en dikkat çeken yerlerinden biri olan surları,19.yy’a kadar sağlam yapısını korumasına rağmen bu gün bu surlardan eser kalmamıştır.

KALE

Adanın tam tepesinde,limana hakim durumdaki kalenin içinde tipik bir ortaçağ kulesi ve büyük bir sarnıç da bulunmaktadır.Kale duvarları dıştan yuvarlak ve kare kalelerde desteklenmiştir.

TİYATRO

Şehrin bu eski yapıtı ,kuzey-doğuya bakar.Seyirciler kısmı yuvarlatılmış kesme bloklardan yapılmıştır.Sıralar ise beyaz mermerdir.Bu gün yıkık bir durumda olan sahne binası ise,daha sonraki devreye aittir.

ORDUGAH

Ada sahilinde ve batı sırtındadır.Kurşini renkte yerli kalkerlerden yapılmıştır ve taş bloklar aynı büyüklükte değildir.Duvarların iç tarafında kuleler olup,her kule arasında üç burç bulunmaktadır.

BALIK PAZARI

Roma dönemine ait en ünlü mezar,halk arasında balık pazarı olarak bilinmektedir.Balık pazarı Anıt Mezarı,1993 yılı sonunda restore edilmeye başlanmış,11 Ağustos 1995 tarihinde“Balık Pazarı Açıkhava Müzesi”olarak ziyarete açılmıştır.
İassos kazıları 1960 yılında Prof.Dr.Doro Levi başkanlığındaki İtalyan arkeoloji heyeti tarafından başlatılmış olup,halen Dr.Fede Berti tarafından devam ettirilmektedir.

KAMPANA

İasosluların balıkçılığa düşkünlüğünü Strabon şöyle anlatır.

Bir gitar konserini dinleyen iasoslular,balık satışının başladığını bildiren kampana sesini duyunca,konseri bırakıp balık pazarına inerler.Yalnız kulağı ağır işiten biri kalır,Sanatçı yerinden kalkar bu tek dinleyiciye doğru ilerler; ”Bana gösterdiğiniz hürmet ve müzik sevginiz karşısında minnettarım.Çünkü kampana vurur vurmaz sizden başka herkes kalkıp gitti” der.

Adam; “ne diyorsun,kampanamı çaldı.? Öyle ise banada Allahaısmarladık!” diyerek pazara doğru koşmaya başlar.

Milas yakınlarındaki İasos antik kenti, yüzyıllar öncesini günümüze taşıyan tarihi dokusu ve tertemiz denizin serinlettiği sahil şeridi ile farklı bir tatil geçirmek isteyenlere ilginç seçenekler sunuyor. İasos'ta dilerseniz tarihin derinliklerinde kaybolabilir, dilerseniz Ege'nin duru sularında zıpkınla balık avlayabilir ya da ''Kuş Cenneti''nde kuşların sesini dinleyebilirsiniz. Deniz üzerine kurulu restoranda taze balık yemek, çeşitli tepelerden rüzgara teslim olup İasos'u seyretmek ise bir başka zevk sayılıyor.

Tarihi eserlere meraklı olanlar, çevrede ve İasos antik kenti yakınlarında, çok sayıda ören yerine rastlayacaklar. Euromos, Milas, Labranda, Herakleia ve Stratanikeia bunlardan sadece birkaçı. Eğer yürüyüşe ve fotoğrafa meraklıysanız, ören yerlerine tırmanırken kendinizi tarihe bir yolculuk yapıyormuş gibi hissedebilirsiniz. Ancak yürüyüşe hafif lastik ayakkabılarla çıkmanızı ve mevsim yaz ise yanınıza su ve şapka almalısınız. Yürüyüş için en uygun saat ise sabah ve akşam serinliği. Daha zahmetsiz, daha zevkli bir gezi için İasos sahilinde, Deniz Restoran önünde ki teknelerden birini kiralıyarak deniz gezisine çıkabilirsiniz. İasos'tan ayrılırken yanınızda İasos'u anımsatan küçük bir hediye götürmek isterseniz, müze gişelerinde satılan küçük heykelciklerden satın alabilirsiniz. Heykelciklerin taş ve seramik olanları arasında seçim yapmakta size kalmış.

Milasa 28 km. uzaklıktaki Kıyıkışlacık Köyü içerisindeki üç tarafı denizle çevrili bir yarımada üzerine kurulmuştur. Mandalya körfezinde, Güllük'ün karşı kıyısında bulunan İasos, Kıyıkışlacık (Asınkurin) köyünün bulunduğu yarımada ve çevresinde kurulmuş küçük bir yerleşim bölgesi. Efsaneye göre M'ilen döneminde Argos'tan gelen topluluklar tarafından kurulan İasos, önceleri bir adaymış.

Zamanla alüvyonların dolmasıyla yarımada haline gelen kente en eski yerleşimin, M.Ö. 3.binin sonuna kadar uzandığı saptanmış. Antik kente ait önemli yapılar bu yarımada üzerinde yer almaktadır. Büyük sur, su kemerleri, mezarlar ile balık pazarı olarak adlandırılan yapı ise sur dısında yer almaktadır.

Agora

Kent meclisi olarak kullanılan yapı daire biçimli orkestra ve onun arkasında yer alan dört merdivenle üç bölüme ayrılmıştır. Oturma sıralarının altı tonozlarla desteklenmiştir. Agoranın doğu köşesinde 17 x 13 m. boyutlarındaki önü sütunlu dikdörtgen planlı yapı Caesareon olarak tanımlanır. Agora içinde yapılan kazılarda elde edilen buluntular Orta Bronz Çagı'na kadar gitmektedir. Agoranın etrafını saran stoalar bulunan yazıtlara göre M.S. 130 yıllarında yapılmıştır. Agoranın güney batı köşesindeki geniş düzlükte Artemis Astias TapınağI yer almaktadır. Tiyatro, kentin ortasında yer alan yükseltinin kuzey doğu yamacında kurulmuştur. Tiyatronun skene binası cephesi yaklaşık 61 m. dolayındadır.

Bouleterion

Agoranın güneyinde dikdörtgen biçiminde bir yapıdır. Yapımı, İasos'un Miletlilerin kontrolü olduğu dönem olan MS 1. yüzyıla dayanmaktadır. Birisi binanın kuzey tarafında, diğeri de binanın ön duvarında bulunan iki girişle toplantı odasına ulaşılabilmektedir. Bu bölümden dar bir geçit kullanılarak Agora stoasının doğusunda bulunan arşive ulaşılmaktadır. Binanın Roma döneminden kalan son hali Milet Bouleuterionu'na benzemektedir. Günümüzde bina duvarının kalıntıları, oturma bölümünün bazı parçaları ve kapalı koridor görülebilmektedir.