bodrumlu.com

Bodrum Tanıtım Sitesi

HALİKARNASLI HERODOTOS

HALİKARNASLI HERODOTOSHalikarnaslı Herodotos İnsanlık tarihi boyunca pek çok şeyin oluştuğu, filizlendiği, doğduğu bu topraklar yani Anadolu, dünyanın ilk tarihçisini de yetiştirme şansına sahip olmuştur.

Hatta bu tarihçi burada, bu şehirde doğmuştur. Yaşadığımız Halikarnassos'da, Bodrum'da. Üzerinde yaşadığımız, sahip olduğumuz bu topraklar kimleri yetiştirmedi ki geçmişte; Kadeş'te ilk yazılı sulh anlaşmasını yapan Şubbililuyuma'dan, destansı şiirin yaratıcısı Homeros'tan başlayarak, Alkman, Arkhilohos, Sappho, Alkaios, Mimnermos, Anakreon gibi yazarlar ve şairler. Thales, Anaximenes, Herakleitos, Pythagoras, Xenophanes ve Anaxagoras gibi felsefeci ve matemetikçiler, Pytheos, Sinan gibi mimarlar, Bryaxis gibi heykeltıraşlar, modern şehir mimarlığının babası Hippodamos ve daha bir çokları.

İşte Herodotos (Heredot) kültürün ve uygarlığın beşiği bu toprakların yetiştirdiği ve düz yazı ile ilk tarih yazan kişidir. Anadolu; Çayönü, Çatalhöyük, Hacılar'dan başlayıp, Hattiler, Hititler, Frigler; Troja, Bergama, Ephesos, Milet, Priene; İonia, Karia, Lykia, Pamphylia; Yunan, Roma, Bizans, Selçuklu, Osmanlı'dan kalma; tiyatro, mabet, hamam, kilise, saray, cami gibi gibi anıtsal yapılar; heykel, fresk, keramik v.s gibi küçük eserler ile doludur. Anadolu insanı bugün bize bıraktıkları ile bir yaşam tarzını gösterir. İnancını, düşüncesini, yaşamını kopyalamıştır yarattığı eserlere. Yazılarıyla bunu dile getirmiş, anlatmıştır. ancak Herodotos içinde bulunduğu çevrenin dışına çıkmış Kenaan'a, Mısır'a, Filistin'e, Ege'ye, Girit'e, Karadeniz'e gitmiş oraları görmüş ve gördüklerini kendi dünyasının felsefesi, yaşam tarzı ve sanatıyla birleştirerek evrensel bir kültür oluşturmaya çalışmıştır. Hep bir savaş vermiştir insanlık tarihi ve kültürü için. Bu nedenle kitabının birinci bölümünün başına kendisin tanıtan ve amacını açıklayan bir paragraf koymuştur ve bunu kısaca şöyle ifade etmiştir: "Bu Halikarnassoslu Herodotos'un kamuya sunduğu araştırmadır. İnsanoğlunun yaptıkları zamanla unutulmasın ve gerek Yunanlıların ve gerekse Barbarların meydana getirdikleri harikalar bir gün adsız kalmasın, tek amacı budur; bir de bunlar birbirleriyle neden dövüşürlerdi diye merakta kalınmasın."

2450 yıl kadar önce yaşayan ve hemşehrimiz olan Halikarnassoslu Herodotos ilk kez tarihi kağıda dökmüş kişidir. Seyahatlerinde gördüğü duyduğu herşeyi kağıda aktarmış ve bunları herkes anlasın diye o günlerin en güzel dili olan İon dili ile yazmış, bu eserine de "Historia" adını vermiştir. Yani "Tarih"

Historia sözcüğü eski Yunanca "historien" kelimesinden gelir. Anlamı şudur: öğrenmeye çalışmak, araştırmak, incelemek, keşfe çıkmak, gezerek tanımak, sormak, soruşturmak, bilgi edinmek ve sonunda sözle veya yazı ile bildiklerini aktarmak. Aslında bu tarifin altında "merak" yatmaktadır. Bu tarif, Herodotos'un yapmış olduğu bu eylemi ve onun kitabını ne kadar güzel açıklıyor. Herodotos gerçekten de merak sahibi bir insandır. Kimi yerde bir coğrafyacı, kimi yerde Nil nehrinin taşmalarını inceleyen bir kaşiftir. Bazen eski yazıları inceleyen bir epigraf ( yazı bilimci), bazen de kelimeler üzerine çalışan bir etimolog ( dilde köken bilimci) olur. Bir bakarsınız demokrasi aşığı olarak karşımıza çıkar ve bir Persli'nin ağzından bize demokrasi dersi verir. Bazen bakarsınız bir sosyolog olur ve hakkında bilgi verdiği kavimlerin dünyada bulunmak zorunda oldukları yerleri işaretler, her kavmin kendilerine göre değişiklik gösterdiğini kabul ettikleri davranışlardan bahseder. Bazen siyasi politika dersi verir ve her siyasal rejimin kendine uygun olan iktidarları yarattığından bahseder.

Bana soracak olursanız Herodotos, sadece tarihçi değildir. O bazen siyasi bir otorite, bir sosyolog, bazen bir gezgin ama her zaman bir filozoftur. Ama o alçak gönüllü olduğundan bundan hiç bahsetmez. Kitabında temelde Pers-Yunan savaşlarını anlatıyor olsa da gerçekte araştırmasının konusu insanlığın durumu ve dünyanın düzenidir.

10. yüzyıla tarihlenen Byzans leksiyonu Suda (Bizans'ta 10. yüzyılda yazılmış bir sözlüktür.Yapıtın tanındığı adından varsayılan yazarının Suidas olduğu söylenir) Herodotos'un Halikarnassos'da yüksek tabakaya ait, Lykses ve Dryo'nun oğlu olduğunu ve Theodoros isimli bir kardeşi olduğunu yazar. Amcasının isminin Panyasis olduğunu biliyoruz. O da Halikarnassos'un yetiştirdiği önemli şairlerden biridir. Herodotos'un hayatı ve onun hakkında bildiklerimiz ve onunla ilgili belgeler çok azdır. Sudas leksiyonundaki kısa tanıtım yazısından başka bir de tarihçi Eusobios'un (260-339) kısa bir yazısı ve Bizans'lı Stephanos'un sakladığı söylenen bir mezar taşı yazıtı... İşte hepsi bu kadar. Bu mezar taşının yazıtında "bu toprak Lyxes oğlu Herodotos'un kemiklerini örtmektedir. Eski İon tarihçilerinin prensi, Dor topraklarında doğmuştu. Yurttaşlarının saldırısına dayanamayarak kaçmış ve Thurium'u ikinci vatanı yapmıştır."

Herodotos'un doğum tarihi kesin olmamakla birlikte M.Ö.490'dır. Genç yaşında siyasal hayata katılmış, parti kavgalarına ancak Karia Kraliçesi I.Artemisia'nın kardeşi Lygdamis'in despotça idaresi yüzünden şehri terk etmiş ve Samos adasına yerleşmiştir. Burada Kandaules devrinden itibaren başlayan kitabını yazacağı seyahatlerine başlar. Herodotos M.Ö. 455-444 yılları arasında Küçük Asya'nın sahillerini, Ege adalarını, Mısır'ı, Suriye'yi, Kıbrıs'ı, Karadeniz sahillerini (Patmos), Trakya'yı ve Makedonya'yı dolaşır. Uzun yıllar Atina'da kalır (kırklı yaşlarında), ünlü devlet adamı Perikles ve Sophokles ile arkadaşlık eder. Yaptığı gezilerin kronolojik sırası bilinmemektedir. Atina'daki yaşamı sırasında Perikles'in teşviki ile Pers-Yunan savaşlarının tarihçesini yazmaya karar verir. Tarih M.Ö. 440'tır. Atina'da kaldığı sürede sofistik felsefe ve tabiat bilimleri öğrenir ama bunun yanı sıra Yunanistan'da seyahatler yapar. Bu arada M.Ö. 444-443 yıllarında Perikles öncülüğünde Güney İtalya'da kurulan Thurium şehrinin kuruluşuna iştirak eder.

Kitabı dokuz ciltten oluşur ve kitabını bitirdikten sonra vatanına geri döner ve Tiran Lygdamis'in devrilmesine neden olur. Ancak politika sahnesindeki mücadelelerden yorulur ve kazanamayacağını anlayınca şehri bir kez daha terk eder ve Güney İtalya'daki Thurioi (Thurium) kentine yerleşir. Burada yaşadığı süre içerisinde "İzahlar ve Keşifler" (Histories Apodexis) isimli kitabını yine İon lehçesi ile yazar. M.Ö. 425'te burada ölür. Mezarı bu kenttedir.

Dokuz ciltten oluşan kitabına M.S. II. yüzyılda İskenderiyeli eleştiriciler tarafından sanat perileri Musa'ların isimleri verilir. Musa'lar Yunan mitolojisinde Zeus ile peri Mnemosyne'lerin kızlarıdır. Ciltler sırasıyla; Klio(tarih), Euterpe(flüt), Thalia(komedya), Melpomene(tragedya), Terpsikhore(dans), Erato(korolu şiir, şarkı), Polymnia(pantomim), Urania(gökbilim) ,Kalliope(destan ve lirik şiir) adları verilmiştir.

Herodotos eserinde kısmen Yunanlılar ve kısmen Barbarlar (Yunanlılar kendilerinden olmayan herkese barbar derlerdi) tarafından yapılan taktire şayan şeyleri anlatmıştır. Bütün bu anlattığı yerlere gitmiş midir, hepsini görmüş müdür bilinmez. Pek çok şeyi duymuş ve kitabına aktarmış olabilir. O güne kadar gördüklerini, coğrafi ve etnolojik bilgiler ve duyduklarını anlattığı savaşların arasına serpiştirmiştir. Bu pek çok kez tekrarladığı "böyle mi, değil mi bilmem" veya "bana böyle anlattılar" ibarelerinden anlaşılmaktadır. Herodotos eski doğunun (yani eski Asya'nın) despot yönetimleri ile Yunanistan'ın (yani Avrupa'nın) esarete dayanan devletlerinin birbirleri ile olan mücadelelerini takip etmiştir ki bunun en zirve noktası Pers-Yunan savaşlarıdır. Herodotos kitabında doğunun halklarından, onların yaşamlarından, inançlarından ve kültürlerinden bahseder (Lydialılar, Persler, Babiller, İskitler vb.) Eserinin ikinci kısmında İonia ayaklanması ve Xerxes'in Yunanistan'a saldırısından bahsedilir. Heredot eserini M.Ö. 478'de Sestos şehrinin (bugünkü Trakya'da Abydos'un karşısında bir liman şehridir) Atinalılar tarafından alınmasıyla bitirir (tabii kitabın gerçekten burada bitip bitmediği bir tartışma konusudur).

Herodotos sağlığında Plutarkhos (ölümü M.Ö. 432) ve Thukydides (M.Ö. 460-396), sonraları da Halikarnassos'lu Dionysios (Şarap ve neşe tanrısı Dionysos ile karıştırılmasın) tarafından eleştirilmiş ve sıkça saldırıya uğramıştır. Hatta Pulutarkhos "Herodotos'un kötülüğü üzerine" isimli bir kitap da yazmıştır. Onu suçladıkları en önemli konu kendisinden önceki logografların (erken döenm Yunan tarihçilerine verilen ad) yazdıklarını alıp kullandığı halde onlardan hiç bahsetmemiş olmasıdır. buna rağmen Roma'lı hatip ve düşünür Cicero onu Pater Historiae (yani tarihin babası) olarak nitelendirmiştir. Bu gerçekten de doğrudur, eğer Herodotos o çağlarda büyük bir merakla veya politik zorunluluklarla doğduğu şehirden ayrılıp diyar diyar gezmese idi bugün biz büyük bir ihtimalle ilk çağ olayları hakkında bu kadar bilgiye sahip olamayacaktık. Tarihsel bilgi edinmek için de sadece arkeologların buldukları malzeme ve onlar üzerine yapılan yorumlarla yetinmek zorunda kalacaktık. Oysa Herodotos bize sadece tarihi bi,lgileri değil, o devrin mitolojisini, adetlerini, uluslararası ilişkileri, sosyal gelişmeleri, o devrin coğrafyasını ve daha nice bilgileri aktarmaktadır. Onsuz bir uygarlık bilimi düşünmek olanaksızdır. Ancak Herodotos'un mükemmel bir eser ortaya koyduğu söylenemez. Çağının şartlarına uyarak, olağanüstü güçlere, mitolojiye, tanrılara, kehanetlere sık sık yer verir. Kronolojiye hiç dikkat etmez. Pek çok önemli olayı atlar. En önemlisi bir tarihçi için vazgeçilmez olan tarafsızlığı pek çok hallerde koruyamaz. Atina'yı yüceltirken, Perslere karşı ayaklanan İon'ları suçlar. Herşeye rağmen onun yazdığı tarih kitabını herkesin okumasını salık veririm. O, TARİHİN BABASIDIR. Okumaya başlarsanız göreceksiniz ki en heyecanlı macera romanından bile daha heyecanlıdır.

Yazımızı Herodotos'un bazı öz deyişleriyle bitirelim;

"İnsan tanrısal kaderin oyun topudur."

"İnsan kaderine mahkum olmuştur ve ölümlüdür ve bunun da bilincindedir."

"Tanrılar kıskançlıkla doludur ve kararsızdırlar."

"Hiç kimse barış yerine savaşı seçecek kadar aptal değildir."