bodrumlu.com

Bodrum Tanıtım Sitesi

MAVİ YOL

MAVİ YOL MAVİ TUR MAVİ YOLCULUKMavi Yol, Mavi Tur, Mavi Yolculuk Adına Mavi Yol, Mavi Tur, Mavi Yolculuk denilen ve sizi Ege ve Akdeniz'in sonsuz güzellilerine, antik

kentlerine, batıklarına götürecek bu yolculuktan artık kaçmamalısınız.

Mavi tur ; Dünyanın en güzel kıyı şeridine sahip olan ülkemiz bu konudaki alt yapı eksiklikleri yüzünden dünya turizminin de gelmesi gereken noktada değil. İlk olarak Halikarnas Balıkçı Cevat Şakir Kabaağaçlı'nın, daha sonra Azra Erhat ve Selahattin Eyüpoğlu’nun yazıları ile tanıttığı Anadolu’nun güney batısında ve özellikle Bodrum Antalya arasında yer alan bu sahil şeridi gerçekten muhteşem.

Mavi turu Mayıs ile Kasım ayları arasında yapabilirsiniz. Şüphesiz oldukça büyük bir bölgeyi kapsayan Mavi Tur alanının bölüm bölüm gezmeniz gerekiyor. Bu artık klasikleşmiş turlardan en bilineni Gökova’yi kapsayan Mavi Tur. Bu turu teknenin kapasitesine göre 6, 8, 10, 12 kişilik guruplar halinde yapabilirsiniz. Son yıllarda yapılan çok büyük teknelerle şüphesiz bu sayı yükselebilir. genellide 6 ila yedi gün suren bu yolculuklar Gulet adi verilen Bodrum tipi tekneler ile yapılmakta. Gökova’nın dışında Fethiye bölgesi ve Antalya yöresinin içeren turlarda yapılmakta.

Mavi Yolculuk Nedir ?

"Mavi Yolculuk" kavramı, Türk Edebiyatı'nın önemli şahsiyetlerinden Cevat Şakir Kabaağaçlı'yla özdeşleştirilebilir. 'Halikarnas Balıkçısı' olarak bilinen Cevat Şakir, politik düşünceleri sebebiyle 1962 yılında Bodrum'a sürgüne gönderilmişti. Zamanla çevresine hayran kalmış ve entelektüel bir merakla Bodrum'un kültürel tarihini araştırmaya başlamıştır. Bir sünger avcısının 'Yatağan' adlı kayığını kiralamış ve Homeros ile ölümsüzleşmiş olan Ege sahillerini tekrardan keşfetme macerasına atılmıştır ve böylece 'Mavi Yolculuk' doğmuştur.

Mavi yolculuk Ege’nin ve Akdeniz’in derin mavi sularında salına salına dolaşan teknelerle yapılır ya, biz bu kez bir değişik mavi yolculuğa çıkarmak istiyoruz okurlarımızı.“Mavi yolculuk bir düş gibidir,” derler, öyleyse düşün sınırları olmaz deyip biz de gökyüzünde mavi yolculuğa çıkıyoruz.

Bir kuş olsak, mesela martı olsak, kanat açıp uçsak Ölüdeniz’den Alanya’ya doğru. Doğanın harika armağanı Ölüdeniz’e, Lykia kenti Patara’ya, tarihin kadim kenti Side’ye ve tarihten bugüne yaşayıp gelen Alanya’ya gökyüzünden bakacağız.Düş bu ya, gönlümüzce uçuyoruz işte.

Yanımızda yöremizde bulutların beyazı, altımızda denizin mavisi...Turkuaz tarifi zor bir renk; mavi desen mavi değil, yeşil desen yeşil değil; ama hem mavi hem yeşil. Ölüdeniz işte böyle bir renk. Günün her saatinde bir başka turkuaz üstelik. Antikçağdan günümüze nice efsaneye konu olmuş.

Ama efsanelere ne gerek var, Ölüdeniz efsanenin kendisi. Ölüdeniz’i efsaneleriyle başbaşa bırakıp Xantos’tan Kalkan’a doğru yol alırken Su Perisi Lykia ile Tanrı Apollon’un oğlu Patarus’un kurduğu Patara’ya ulaşıyoruz.

Akdeniz’in en ince kumlu, en uzun plajı ile bir kısmı kumların altında, bir kısmı denizin içinde, bir kısmı açıkta eşsiz Lykia kenti Patara.