bodrumlu.com

Bodrum Tanıtım Sitesi

BODRUM HAKKINDA

BODRUMBodrum Hakkında Genel Bilgiler ; Bodrum, doğal güzelliklerinin yanısıra, önemli jeopolitik konumu nedeniyle birçok büyük uygarlığa ev sahipliği yapmış, antik çağın en ünlü kentlerinden biridir.

Halikarnassos ve "tarihin babası" Herodot'un ismiyle bütünleşerek günümüze kadar önemini yitirmeden gelen kentin tarihi hakkında tek bir kaynakça göstermek yanlış olur. İnsanların binlerce yıl boyunca yerleşik olarak yaşadıkları bölgede yapısal izlere rastlanan ilk yerleşim yeri, o zamanlar suyla çevrili olan, St Peter kalesinin bulunduğu şimdiki küçük kayalık adadır.1406-1523 tarihleri arasında bu bölgede yaşayan St.John Şövalyeleri, St.Peter kalesini inşaa ederken, Dor'lar tarafından M.Ö. 1100'lerde yapıldığı sanılan bir başka kalenin kalıntılarını bulmuşlardır. M.Ö.7 yy'da kent, Knidos şehri, Kos ve Rodos adaları üzerindeki üç şehirle birlikte Heksapolis-Dor Konfederasyonuna bağlı alt üyelerden biriydi.

Halikarnassos'ta doğan ünlü tarihçi Heredot, Dor'ların Peleponez'in doğu kıyılarından gelerek, yeni memleketlerine Zeferiya, yerleştikleri bölgeye de Zefiriyum adını verdiklerini yazmıştır. M.Ö.6 yüzyılda, Lidyalıların egemenliğine giren bölge, M.Ö 456'da Peslerin eline geçerek birçok hanedan tarafından yönetildi. Bunlardan en ünlüsü, Heredot'un yazılarında geniş yer verdiği M.Ö. 480'de yönetime geçen I.Artemisia'dır. M.Ö. 337'lerde Kral Mausolos, Karya ve Halikarnassos valisi olarak bölgeye atanmıştır. Mausolos dönemi, o zamana kadar küçük bir şehir olan Halikarnassos'un hem imar hem de ticari açıdan değişim dönemi olmuştur. Mausolos, öncelikle Halikarnassos'u yeni başkent ilan ederek, kalıntıları günümüze kadar ulaşmış olan, şehir surlarını inşa ettirmiştir.

Bugün Anadolu'nun en eski tiyatrolarından biri ünvanıyla turistlerin ziyaretine açık olan Antik Tiyatro da Mausolos dönemi yapılarındandır. Mausolos'un ölümüyle, eşi II.Artemisia yönetimi devralmış ve Kral Mausolos için yaptırdığı, dünyanın yedi harikasından biri sıfatını kazanan Mausoleion, anıt mezarla ünlenmiştir. Yüksek bir kaide üzerinde 36 sütunlu galeri ve 24 basamaklı çatısı ile yüksekliği 55 metreyi bulan anıt mezar, yapımından 1500 yıl sonra 1303 yılındaki bir depremde harabe haline gelmiştir. Kalıntıları sonraki yıllarda St.Peter kalesinin duvarlarının inşası sırasında St.John Şövalyelerine malzeme olmuştur. Anıt mezarın birçok orijinal parçası bugün British Museum'da sergilenmektedir. Perslere bağlı olarak yönetilmeye devam eden halk Küçük Asya seferine çıkan Makedonya Kralı İskenderin saldırılarına büyük bir direnç göstermesine rağmen, yenik düşmüştür.

Eski görkemi kalmayan bölge, İskenderin ölümünden sonra, M.Ö.3 yy'da Mısır Kralı Ptolemaisos'un eline geçmiş ve sömürge olarak vergiye bağlanmıştır. Halk vergilerini, savaş gemileri inşa ederek ödemiştir. M.Ö. 190 tarihinde Romalıların eline geçen bölge, yaklaşık altmış yıl kadar sürecek olan, bağımsızlığını kazanmıştır. M.Ö. 129'da yeniden Roma'ya bağlanan bölge, M.S. 395'de Roma'nın ikiye ayrılmasıyla Bizans (Doğu Roma) egemenliğine girmiştir.

M.S.400'de Roma'nın düşüşü ve hıristiyanlığın yükselişiyle Halikarnassos, Afrodisyas Başpiskoposluğu'na bağlı bir mıntıka olmuştur. Bu tarihlerde, Bizans en parlak, Halikarnassos ise en sakin dönemini yaşamıştır. Akdeniz'i bir Türk gölü haline getiren Kanuni Sultan Süleyman, 1522 yılındaki seferiyle Rodos ve Halikarnassos'u Osmanlı topraklarına katmıştır. Bodrum, 1770 yılında Rus donanmasının top ateşi altında kalmış, 1824'de Yunan ayaklanması sırasında Türk Donanmasının üssü olarak kullanılmış, I.Dünya Savaşı sırasında Fransız savaş gemisinin hedefi olmuş ve 1919'da İtalyanlarca istila edilmiştir. 1922 yılında Kurtuluş Savaşı zaferlerinden birine tanıklık ederek, İtalyan istilasından kurtulmuştur.

Bodrum 'da gün hiç bitmez. Sabah, gündoğarken günlük işlerine başlayanlarla eğlenceyi henüz bitirmiş; yataklarına yol alanları aynı karede görmek mümkündür. Bu eşsiz devinim, belki de Bodrum 'u diğer tatil yörelerinden farklı kılan en önemli özelliğidir. Bodrum sakinlerinin hoşgörülü yapısının, gecelerin en rahat ve en serbest yaşandığı şehir oluşuna doğal katkısı, Bodrum 'a özgü eğlence çeşitliliğinin ve serbestisinin zeminini oluşturmaktadır kuşkusuz. Gündüz güneş ve deniz eşliğinde geçen zaman, geceleyin yerini yanyana dizilmiş barlardan gelen müziğin ritmine ve eğlencenin büyüsüne bırakır. Dar sokaklar her taraftan yankılanan müzik sesleri, ılık Akdeniz rüzgarı, yanık tenler ve aşkla doludur artık. Denebilir ki; dünyanın tüm eğlenceleri bir araya gelmiş bu şehirde toplanmıştır. Öylesine kendine özgüdür ki Bodrum, " Bodrum 'dan başka bir şey düşünülmez Bodrum 'da"...